Pearl Harbor denince zihnimizde canlanan ikonik tablo neredeyse evrenseldir: 7 Aralık 1941 sabahı, barışçıl bir Pazar gününde aniden gökyüzünü kaplayan Japon uçakları ve alevler içinde kalan Amerikan savaş gemileri. Bu olay, ABD'yi İkinci Dünya Savaşı'na sokan, kışkırtılmamış ve ani bir saldırı olarak tarihe kazınmıştır. Bu dramatik an, sayısız film ve belgesele konu olsa da, hikayenin yalnızca görünen yüzünü oluşturur.
Aslında, Pearl Harbor saldırısının ardındaki gerçek dinamikler, genellikle gözden kaçan detaylarda, sağduyuya aykırı kararlarda ve trajik insan öykülerinde gizlidir. Bu olay, basit bir askeri baskından çok daha fazlası; ekonomik boğma stratejilerinin, stratejik kumarın, titiz bir casusluğun ve beklenmedik sonuçların kesişim noktasıdır.
Bu makalede, Pearl Harbor hakkındaki yaygın kanıları sorgulayan ve olayın seyrini değiştiren en şaşırtıcı ve etkili beş gerçeği keşfedeceğiz. Tarihin bu dönüm noktasını şekillendiren bilinmeyen faktörlere daha yakından bakalım.
1. Savaşın Asıl Tetiği Bir Bomba Değil, Bir Petrol Variliydi
Japonya'nın Pearl Harbor'a saldırma kararının ardındaki en temel neden, askeri hırstan ziyade ekonomik bir çaresizlikti. 1940'lara gelindiğinde Japonya, sanayileşmiş savaş makinesini ayakta tutmak için kritik kaynaklara bağımlıydı ve bu kaynakların en önemlisi petroldü. Şaşırtıcı bir şekilde, Japonya petrol ihtiyacının yaklaşık %80'ini doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'nden ithal ediyordu.
Temmuz 1941'de Japonya'nın Güney Fransız Çinhindi'ni işgal etmesi, bardağı taşıran son damla oldu. Bu hamleye karşılık olarak Başkan Franklin D. Roosevelt yönetimi, Japonya'ya tam bir petrol ambargosu uyguladı. Bu karar, basit bir yaptırımın çok ötesinde, Japon İmparatorluğu için varoluşsal bir tehditti. Ambargo başladığında, Japon Donanması'nın stratejik petrol rezervleri barış zamanında iki yıl yetecek düzeydeyken, bir savaş senaryosunda bu süre yalnızca 18 aya düşüyordu.
Petrol akışının kesilmesi, Tokyo'daki liderleri iki seçenekle baş başa bıraktı: Ya diplomatik olarak boyun eğip Çin'den çekilecekler ve imparatorluk vizyonlarından vazgeçeceklerdi ya da kaynak güvenliğini sağlamak için güneye, Hollanda Doğu Hint Adaları'nın zengin petrol sahalarına yöneleceklerdi. İkinci seçeneği tercih etmek, Filipinler'deki Amerikan varlığı nedeniyle ABD ile savaşı kaçınılmaz kılıyordu. Bu nedenle Pearl Harbor saldırısı, bir fetih planından çok, ekonomik boğulmaya karşı oynanan umutsuz bir "askeri kumar" idi.
2. "Batık Filo"nun İnanılmaz Geri Dönüşü: Japonya'nın En Büyük Stratejik Hatası
Saldırının ardından çekilen fotoğraflar, tam bir yıkım tablosu çizer: yanan, batan ve alabora olan zırhlılar, limanı kaplayan duman ve enkaz. Bu görüntü, ABD Pasifik Filosu'nun yok edildiği algısını yaratmıştı. Ancak bu algı, Japonya'nın en büyük stratejik hatalarından birini gizliyordu.
Pearl Harbor'ın sığ suları, batmış gibi görünen gemilerin aslında derin sulara gömülmek yerine limanın tabanına oturduğu anlamına geliyordu. Bu durum, tarihin en büyük deniz kurtarma operasyonlarından birinin kapısını araladı. "Batık filo"nun pek çok üyesi, inanılmaz bir mühendislik çabasıyla adeta küllerinden doğdu.
* USS West Virginia: 7 torpido isabetiyle batmasına rağmen, liman tabanına dik bir şekilde oturdu. Yüzdürüldü, tamamen yeniden inşa edildi ve 1944'te eskisinden daha güçlü bir şekilde filoya geri döndü. Pearl Harbor'ın çamurundan yükselen bu gemi, Surigao Boğazı Savaşı'nda Japon zırhlılarına karşı savaştı.
* USS California: Battıktan sonra yüzdürüldü, modernize edildi ve 1944'te yeniden savaşa katıldı.
* USS Nevada: Saldırı sırasında hareket etmeyi başaran tek zırhlıydı. Liman kanalını tıkamamak için kasıtlı olarak karaya oturtuldu. Onarıldıktan sonra göreve döndü ve hatta Normandiya Çıkarması sırasında ateş desteği sağladı.
Japonya'nın, limanın onarım tesislerini ve devasa yakıt depolarını yok edecek üçüncü bir saldırı dalgası düzenlememesi, bu başarılı kurtarma operasyonlarıyla birleştiğinde büyük bir stratejik başarısızlığa dönüştü. Yok edildiği sanılan filo, onarılarak Pasifik'teki savaşa geri döndü ve Japonya'ya karşı savaştı.
3. Limandaki Göz: Turist Kılığındaki Casus Saldırının Günü ve Saatini Belirledi
Saldırının kusursuz zamanlaması ve başarısı, şanstan veya tesadüften kaynaklanmıyordu; arkasında titizlikle yürütülen bir casusluk operasyonu vardı. Bu operasyonun merkezindeki isim, Honolulu'daki Japon Konsolosluğu'nda "Tadashi Morimura" takma adıyla görev yapan Japon Donanma istihbarat subayı Takeo Yoshikawa idi.
Yoshikawa, dikkat çekmemek için düşük teknolojili ama son derece etkili yöntemler kullanıyordu. Halk içinde asla not almıyor, dürbün kullanmıyor, bunun yerine gördüğü her detayı hafızasına kazıyordu. Üssün kuş bakışı görünümünü elde etmek için turist gibi davranarak küçük uçaklarla yapılan gezilere katılıyor ve gemilerin demirleme düzenini ezberliyordu.
Yoshikawa'nın Tokyo'ya ilettiği en hayati bilgi ise şuydu: ABD filosu genellikle hafta içi tatbikatlar için denize açılıyor, ancak hafta sonu limana dönüyordu ve en savunmasız olduğu an Pazar sabahlarıydı. Bu basit ama kritik gözlem, Japon askeri planlamacılarının saldırıyı neden özellikle bir Pazar sabahına planladıklarının temel nedenidir. Bu istihbarat sayesinde Japon pilotları, üssün en düşük hazırlık seviyesinde olduğu anda, maksimum hasarı verecekleri bir zamanda saldırdılar. Tokyo, diplomatik ilişkilerin koptuğunu bildirmek için "Doğu Rüzgarı, Yağmur" gibi gizli kod ifadeler kullanarak son talimatları iletmişti.
4. Küçük Adayı Terörize Eden Pilot: 110.000 Kişinin Kaderini Etkileyen Olay
Pearl Harbor saldırısının hemen ardından, Hawaii'nin uzak ve izole adası Niihau'da yaşanan küçük ölçekli bir drama, Amerika Birleşik Devletleri'nde büyük ve trajik sonuçlar doğurdu. Japon pilot Shigenori Nishikaichi'nin hasarlı Zero avcı uçağı, saldırı sonrası adaya zorunlu iniş yaptı.
Saldırıdan habersiz olan adanın yerli Hawaii halkı, pilota başlangıçta misafirperverlik gösterdi. Ancak durum, pilotun adada yaşayan Japon asıllı bir ABD vatandaşı olan Yoshio Harada'dan yardım istemesiyle hızla değişti. Pilot, Harada'nın yardımıyla silahlanarak gizli belgelerini geri almaya çalıştı ve bu süreçte adalıları rehin alıp bir hafta boyunca terörize etti. Olay, adalı Ben Kanahele ve eşi Ella'nın direnişiyle doruğa ulaştı. Pilot tarafından üç kez vurulmasına rağmen Ben Kanahele, insanüstü bir güçle pilota saldırdı, onu havaya kaldırıp bir taş duvara çarparak öldürdü. Bu arbedenin ardından Harada ise intihar etti.
Bu küçük ve dramatik olay, ABD anakarasında devasa bir siyasi yankı buldu. ABD'li yetkililer, "Niihau Olayı"nı, Japon asıllı Amerikalıların sadakatlerinin ABD'ye değil, Japonya'ya olacağının kesin bir kanıtı olarak gördüler.
Bu olay, ABD yetkilileri nezdinde şu tezi doğruladı: "Japon asıllılar, ABD vatandaşı olsalar bile, Japonya'ya sadıktırlar ve bir işgal durumunda düşmanla işbirliği yapacaklardır."
Niihau Olayı, Başkan Roosevelt'in 9066 Sayılı Başkanlık Kararnamesi'ni imzalaması için kullanılan kilit gerekçelerden biri haline geldi. Bu kararname, 110.000'den fazla Japon asıllı Amerikalının evlerinden alınarak toplama kamplarına kapatılmasına yol açtı.
5. Saldırının Mimarı Aslında ABD ile Savaşa Karşıydı
Pearl Harbor saldırısının ardındaki parlak askeri zeka, Japon Birleşik Filo Komutanı Amiral Isoroku Yamamoto'ydu. Ancak bu hikayenin en büyük ironisi, Yamamoto'nun Japon yüksek komutası içinde ABD ile savaşa en çok karşı çıkan seslerden biri olmasıydı.
Yamamoto, ABD'de eğitim görmüş ve ülkeyi yakından tanımıştı. Amerika'nın devasa endüstriyel kapasitesinin, uzun sürecek bir savaşta Japonya'yı kaçınılmaz olarak ezeceğini biliyordu. Bu nedenle, Pearl Harbor saldırısını bir fetih planı olarak değil, umutsuz bir kumar olarak tasarladı. Amacı, ABD Pasifik Filosu'na tek bir "öldürücü bir darbe" indirerek onu 6 ila 12 ay boyunca etkisiz hale getirmekti. Bu süre zarfında Japonya, Güneydoğu Asya'daki kaynakları güvence altına alacak ve savunmasını pekiştirecekti. Yamamoto, bu şokun ardından ABD'nin morali bozulmuş bir şekilde barış masasına oturacağını umuyordu.
Bu durum, bir komutanın trajik paradoksunu gözler önüne serer: Yamamoto, eğer hızlı ve kesin bir zaferle sonuçlanmazsa ulusunu nihai yıkıma götüreceğine inandığı bir saldırıyı titizlikle planlamak zorunda kalmıştı.
Sonuç: Uyanan Dev ve Değişen Dünya
Bu beş gerçek, Pearl Harbor hikayesinin 7 Aralık 1941 sabahı yaşanan tek bir olaydan çok daha karmaşık olduğunu göstermektedir. Bu, ekonomik baskıların, stratejik yanlış hesaplamaların, bireysel casusluk ve ihanet dramalarının ve derin bir ironinin iç içe geçtiği bir öyküdür.
Japonya'nın umut ettiği gibi ABD'yi sindirmek bir yana, Pearl Harbor saldırısı tam tersi bir etki yarattı. İzolasyonist bir Amerikan halkını birleştirdi, "uyuyan devi" uyandırdı ve ABD'nin muazzam endüstriyel ve askeri gücünü harekete geçirdi. Sonuçta, bu saldırı Japonya'nın nihai yenilgisine giden yolu açan bir katalizör oldu.
Pearl Harbor saldırısında aldıkları hasar nedeniyle bir daha aktif göreve dönemeyen, yani tam zayi olan Amerikan zırhlıları (ve zırhlı sınıfından eski gemiler) şunlardır:
USS Arizona, saldırının en büyük trajedisinin yaşandığı gemiydi. Bir zırh delici bomba, geminin ön taretlerinin yanındaki güverteyi delerek doğrudan cephaneliğe ulaştı. Meydana gelen devasa patlama gemiyi saniyeler içinde ikiye böldü ve batırdı. Arizona’da görevli 1.177 denizci ve deniz piyadesi hayatını kaybetti. Geminin enkazı bugün hala limanın dibinde bir savaş mezarlığı olarak kalmaktadır.
USS Oklahoma (BB-37): Saldırının başında USS Oklahoma, ardı ardına beşten fazla torpido isabeti aldı. Gövdesinde açılan devasa yarıklar nedeniyle hızla su alarak alabora oldu, yani ters döndü. İçeride mahsur kalan 429 personel hayatını kaybetti. Gemi 1943 yılında devasa mühendislik çabalarıyla düzeltilip yüzdürüldü, ancak hasarı onarılamayacak boyuttaydı. Bu nedenle aktif göreve hiç dönemedi ve 1947'de hurdaya götürülmek üzere çekilirken fırtınada battı.
USS Utah (AG-16): USS Utah, aslında eski bir zırhlıydı ve saldırı sırasında hedef gemisi (AG-16) olarak kullanılıyordu. Bu gemi de torpido isabeti alarak alabora oldu ve batırıldı. Utah’ta 58 kişi hayatını kaybetti. Enkazı kurtarılmaya çalışılmadı ve limanda bırakıldı.
Bu üç gemide (iki zırhlı ve bir eski zırhlı) hayatını kaybeden toplam askeri personel sayısı 1.664’tür. USS Arizona'daki kayıp (1.177 kişi), saldırıda hayatını kaybeden toplam 2.403 kişinin neredeyse yarısını oluşturmaktadır.
Bu gemilerin aksine, saldırıda batan diğer zırhlılar (USS West Virginia, USS California ve USS Nevada) sığ suda batmaları ve liman tesislerinin sağlam kalması sayesinde mühendislik çabalarıyla kurtarılıp onarılmış ve savaşa geri dönmüşlerdir. Japonya'nın stratejik başarısızlığının en büyük kanıtı bu gemilerin kurtarılmasıydı.
Tarihin en bilinen anlarının ardında, daha kaç tane gözden kaçan ama her şeyi değiştiren detay yatıyor?