İçindekiler (15)
- Cengiz Han (Temuçin) Kimdir ve Bozkır Kabilelerini Nasıl Birleştirdi?
- Moğol Ordusunun Askeri Doktrini, Disiplini ve Fetih Taktikleri Nelerdir?
- Çin'den Harezm'e: Asya'yı Sarsan Büyük Fetih Dalgaları
- Moğol İmparatorluğu'nun Dört Parçaya Bölünmesi ve Siyasi Yapısı
- Avrupa Seferleri: Batu Han'ın İstilası ve Liegnitz ile Mohi Meydan Muharebeleri
- Pax Mongolica (Moğol Barışı): İpek Yolu, Küresel Ticaret ve Bilimsel Etkileşim
- Moğol İmparatorluğu'nun Çöküşü: Taht Kavgaları, Asimilasyon ve Kara Veba
- Sonuç: Moğol İmparatorluğu'nun Dünya Tarihindeki Yeri
- Sık Sorulan Sorular
- Kaynaklar
- İleri Okuma
Moğol İmparatorluğu, 13. yüzyılın başlarında Cengiz Han önderliğinde göçebe bozkır kabilelerinin birleştirilmesiyle kurulan ve kısa sürede Pasifik Okyanusu kıyılarından Orta Avrupa içlerine kadar uzanarak tarihin bitişik sınırlara sahip en büyük kara imparatorluğu hâline gelen askeri ve siyasi güçtür. Temuçin'in dağınık boyları tek bir bayrak altında toplamasıyla başlayan bu fetih dalgası; Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'nın siyasal haritasını kökten değiştirmiş, köklü hanedanlıkları tarihten silmiş ve Avrasya kıtasındaki ticaret ile kültür ağlarını yeniden yapılandırmıştır. Eğer bozkır göçebelerinin dönemin devasa yerleşik medeniyetlerine nasıl boyun eğdirdiğini, Pax Mongolica döneminin küresel etkilerini ve bu muazzam imparatorluğun parçalanış sürecini anlamak istiyorsanız, Moğol tarihinin bu dönüştürücü serüvenini tüm ayrıntılarıyla inceleyebilirsiniz.
Cengiz Han (Temuçin) Kimdir ve Bozkır Kabilelerini Nasıl Birleştirdi?
Cengiz Han, 1162 yılında Onon Nehri kıyısında Temuçin adıyla dünyaya gelen ve yüzyıllardır birbirleriyle kan davaları güden Moğol ve Türk bozkır boylarını birleştirerek tarihin en disiplinli askeri imparatorluğunu kuran strateji dehası hükümdardır. Kıyat boyunun reisi olan babası Yesügey Bahadır'ın Tatarlar tarafından zehirlenerek öldürülmesi, çocuk yaştaki Temuçin'i ve ailesini kabileleri tarafından terk edilmiş, yoksul ve korumasız bir hayatta kalma mücadelesinin içine itmiştir. Tayçiutlar tarafından esir alınıp boyunduruk altında tutulması, Merkitlerin eşi Börte'yi kaçırması gibi ağır travmalar, onun karakterini çelikleştirmiş ve liderlik reflekslerini olağanüstü biçimde keskinleştirmiştir.
Temuçin, bozkırın geleneksel soy asaletine dayalı hiyerarşisini reddederek liyakate dayalı yepyeni bir toplumsal ve askeri teşkilatlanma modeli kurmuştur. Kan bağına bakılmaksızın sadakat gösteren yetenekli savaşçıları komutanlıklara getirmiş, müttefiki ve kan kardeşi (anda) Camuka ile yollarını ayırarak bozkır aristokrasisine karşı kesin bir üstünlük sağlamıştır. Kerayitler, Naymanlar, Merkitler ve Tatarlar gibi güçlü konfederasyonları tek tek dize getiren Temuçin, tüm bozkırı rakipsiz bir otorite altında birleştirmeyi başarmıştır.
1206 yılının ilkbaharında Onon Nehri kaynaklarında toplanan büyük kurultayda, tüm kabilelerin ortak kararıyla Temuçin'e "Evrensel Hükümdar" anlamına gelen "Cengiz Han" unvanı verilmiştir. Bu tarihi kurultay, yalnızca yeni bir hükümdarın tahta çıkışı değil, aynı zamanda Büyük Yasa (Yasa-yı Cengizî) adı verilen yazılı hukuk kurallarıyla yönetilen organize bir devlet aygıtının, yani Büyük Moğol Devleti'nin (Yeke Monggol Ulus) resmen kuruluşu olmuştur.
Moğol Ordusunun Askeri Doktrini, Disiplini ve Fetih Taktikleri Nelerdir?
Moğol ordusunun askeri doktrini, olağanüstü hareket kabiliyetine sahip atlı okçu birlikleri, onlu teşkilat sistemine dayalı tavizsiz bir disiplin, gelişmiş istihbarat ağları ve psikolojik harp taktiklerinin kusursuz birleşimidir. Cengiz Han, kabile asabiyetini kırmak amacıyla orduyu onluk, yüzlük, binlik ve on binlik (tümen) birliklere ayırmış; farklı boylardan gelen savaşçıları bu birimlerin içine dağıtarak kabileciliği tamamen tasfiye etmiştir. Her askerin yanında üç ila beş yedek at bulundurması, Moğol süvarilerinin günde 80 ila 100 kilometre gibi dönemin yerleşik orduları için hayal bile edilemeyecek mesafeleri katetmesini sağlamıştır.
Moğolların savaş alanındaki en ölümcül taktiği, sahte ricat (turan taktiği) ve pusu manevralarıdır. Düşman saflarına hücum eden hafif süvariler, yenilmiş gibi geri çekilerek düşmanı önceden planlanmış dar vadilere veya bataklıklara çeker, ardından gizlenmiş ağır süvarilerle çevreleyerek çemberi kapatırdı. Ayrıca Moğol kompozit yayı, 200 ila 300 metreye kadar zırh delen olağanüstü kinetik gücüyle dönemin en gelişmiş bireysel menzil silahı olarak sahadaki mutlak hâkimiyeti garantiliyordu.
Moğol savaş makinesini yenilmez kılan bir diğer unsur, kuşatma mühendisliğini hızla benimseme ve psikolojik harbi endüstriyel boyutta uygulama becerisidir:
- Mühendislik Adaptasyonu: Çinli ve Müslüman istihkam ustalarını bünyelerine katarak mancınık, koçbaşı, barutlu patlayıcılar ve alev makinelerini kuşatmalarda kusursuz biçimde kullanmışlardır.
- Psikolojik Terör: Teslim olan şehirlerin can ve mal güvenliğini garanti altına alırken, direnen kentleri tamamen yerle bir edip ahalisini kılıçtan geçirerek komşu garnizonların savaşmadan teslim olmasını sağlamışlardır.
- Yam Haberleşme Sistemi: Yüzlerce kilometre boyunca belirli aralıklarla kurulan menzil istasyonları (Yam ağı), taze atlar ve haberciler sayesinde imparatorluğun bir ucundaki askeri emri birkaç gün içinde cepheye ulaştırmıştır.
- Detaylı Keşif ve Casusluk: Asıl ordu sefere çıkmadan aylar önce tüccarlar ve casuslar vasıtasıyla düşman topraklarının yolları, otlakları, iç siyasi çekişmeleri ve tahıl ambarları eksiksiz haritalandırılmıştır.
Fars tarihçi ve devlet adamı Alâeddin Atâ Melik Cüveynî, Târîh-i Cihângüşâ adlı anıtsal eserinde Moğolların fırtına gibi esen askeri gücünü ve teslim olmayan kentlerin akıbetini şu sarsıcı cümlelerle tasvir etmiştir:
"Geldiler, vurdular, yıktılar, yaktılar, öldürdüler, yağmaladılar ve gittiler. Bir zamanlar mamur olan o beldelerin yerinde yalnızca rüzgârın savurduğu küller ve harabeler kaldı."
Çin'den Harezm'e: Asya'yı Sarsan Büyük Fetih Dalgaları
Moğolların sınır ötesi fetihleri, 1211 yılında Çin'in kuzeyindeki Tangut merkezli Batı Xia Devleti ile Jin (Curçen) Hanedanlığı'na karşı başlatılan büyük taarruzlarla küresel bir boyut kazanmıştır. Moğol süvarileri Çin Seddi'ni aşarak zengin ovaları istila etmiş, 1215 yılında Jin Hanedanlığı'nın başkenti Yanjing'i (günümüz Pekin'i) ele geçirmiştir. Çin'in sunduğu zengin maden yatakları, tarımsal kaynaklar ve yüz binlerce usta iş gücü, Moğol savaş makinesinin ekonomik ve lojistik temelini devasa ölçüde tahkim etmiştir.
Batıya doğru yönelen Cengiz Han, 1218 yılında Otrar şehrinde Moğol ticaret kervanının Harezmşah valisi İnalcık tarafından katledilmesi üzerine Orta Asya'nın en kudretli devleti olan Harzemşahlar üzerine yürümüştür. "Otrar Faciası"nın ardından 1219-1221 yılları arasında icra edilen Harezm Seferi; Buhara, Semerkant, Merv, Nişabur ve Belh gibi İslam medeniyetinin kalbi sayılan ilim ve ticaret metropollerinin Moğol orduları tarafından ele geçirilmesiyle sonuçlanmıştır. Harzemşah Sultanı Alâeddin Muhammed Hazar Denizi'nde bir adada yapayalnız can verirken, oğlu Celâleddin Harzemşah'ın İndus Nehri kıyısındaki kahramanca direnişi dahi Moğol ilerleyişini durduramamıştır.
Cengiz Han'ın dâhi komutanları Cebe Noyan ve Subutay Bahadır, Harezm seferinin ardından sadece 20.000 kişilik bir keşif birliğiyle tüm Hazar Denizi'nin çevresini dolaşmıştır. İran'ı, Azerbaycan'ı ve Kafkaslar'ı aşan bu birlik; Gürcü ordularını ezmiş, 1223 yılında Kalka Nehri Muharebesi'nde Kuman-Kıpçak ve birleşik Rus knezlikleri ordusunu darmadağın ederek Avrupa'nın kapısını çalmıştır. Cengiz Han'ın 1227 yılında Batı Xia seferi sırasında vefat etmesiyle fetihler durmamış; ardılları Ögedey, Güyük ve Möngke hanlar döneminde imparatorluk sınırları her yöne genişlemeye devam etmiştir.
Moğol İmparatorluğu'nun Dört Parçaya Bölünmesi ve Siyasi Yapısı
Moğol İmparatorluğu, Cengiz Han'ın ölümünün ardından bozkır veraset geleneği (ülüsh sistemi) gereğince dört oğlu ve torunları arasında paylaştırılmış; zamanla bu yurtluklar (uluslar) bağımsızlaşarak dört büyük bölgesel imparatorluğa dönüşmüştür. İmparatorluğun başkenti Karakurum'daki Büyük Han'a (Kağan) teorik bağlılık bir süre daha devam etse de, coğrafi mesafelerin büyüklüğü ve hanedan üyeleri arasındaki çıkar çatışmaları bu devasa kütlenin tek merkezden idaresini imkânsız kılmıştır.
Aşağıdaki tablo, Cengiz Han'ın mirası üzerinde yükselen dört büyük halef devleti, hüküm sürdükleri coğrafyaları ve benimsedikleri kültürel kimlikleri özetlemektedir:
| Devlet / Hanedanlık | Kurucusu / Önemli Lideri | Hüküm Sürdüğü Coğrafya | Kültürel ve Dini Dönüşümü |
|---|---|---|---|
| Yuan Hanedanlığı (Büyük Hanlık) | Kubilay Han (1271) | Çin, Moğolistan, Kore | Çin kültürünü ve bürokrasisini benimsedi; Budizm ve Konfüçyüsçülük güçlendi. |
| Altın Orda Devleti (Cuci Ulusu) | Batu Han (1242) | Deşt-i Kıpçak, Rusya stepleri, Kırım | Tamamen Türkleşti; Berke Han ve Özbek Han dönemlerinde İslamiyet resmi din oldu. |
| İlhanlılar Devleti (Hülâgû Ulusu) | Hülâgû Han (1256) | İran, Irak, Kafkaslar, Anadolu | Fars devlet geleneğini benimsedi; Gazan Mahmud Han döneminde İslamiyet'e geçti. |
| Çağatay Hanlığı (Çağatay Ulusu) | Çağatay Han (1227) | Maveraünnehir, Doğu Türkistan (Kaşgar) | Bozkır göçebe karakterini en uzun süre koruyan kol oldu; 14. yüzyılda İslamlaştı. |
Hülâgû Han'ın 1258 yılında Bağdat'ı ele geçirerek 500 yıllık Abbasi Hilafeti'ne son vermesi, İslam dünyasının siyasi merkezini sarsmış; ancak Moğol fatihleri fethettikleri kadim medeniyetlerin yüksek kültürleri içinde zamanla eriyerek onların dinini ve dillerini benimsemek durumunda kalmışlardır.
Avrupa Seferleri: Batu Han'ın İstilası ve Liegnitz ile Mohi Meydan Muharebeleri
Moğolların Avrupa seferleri, 1237 ile 1241 yılları arasında Cuci'nin oğlu Batu Han ve askeri harekâtın beyni Subutay Bahadır komutasında gerçekleştirilen, Doğu ve Orta Avrupa'yı tamamen felce uğratan tarihin en hızlı askeri istilalarından biridir. İlk olarak ormanlık Rus steplerine giren Moğollar; Ryazan, Vladimir, Moskova ve nihayetinde 1240 yılında Kiev'i yerle bir ederek asırlık Kiev Knezliği'ni tarihe gömmüştür. Rus knezlikleri, iki buçuk asır boyunca Altın Orda Devleti'ne vergi ödeyen ve prenslik yetkilerini Saray şehrindeki handan "yarlık" alarak tescil ettiren vasal birer eyalete dönüşmüştür.
1241 yılının ilkbaharında Moğol ordusu ikiye ayrılarak Orta Avrupa'nın kalbine yıldırım hızıyla girmiştir:
- Liegnitz (Legnica) Muharebesi (9 Nisan 1241): Kuzey kolunu yöneten Moğollar, Polonya'da II. Henryk komutasındaki Polonyalı soylular, Töton Şövalyeleri ve Fransız Tapınakçıların oluşturduğu ağır zırhlı müşterek şövalye ordusunu darmadağın etmiştir. Dük Henryk'in kesik başı mızrağa takılarak kalelerin önünde gezdirilmiştir.
- Mohi (Sajó Nehri) Muharebesi (11 Nisan 1241): Yalnızca iki gün sonra güney kolunda Batu Han ve Subutay, Macar Kralı IV. Béla'nın sayıca çok daha kalabalık ordusunu Sajó Nehri kıyısında gece kurdukları dâhiyane duba köprü manevrasıyla kuşatıp tamamen imha etmiştir.
- Viyana Kapıları ve Adriyatik Takibi: Macaristan'ı boydan boya çiğneyen Moğol süvarileri, kaçan kralı yakalamak üzere Adriyatik kıyılarına kadar inmiş ve Avusturya sınırında Viyana surlarının yakınlarında görünmüştür.
Avrupa Hristiyan dünyası Roma'nın bile düşeceği korkusuyla kıyamet psikolojisine kapılmışken, Moğol orduları aniden geri çekilmiştir. Bu ani dönüşün sebebi askeri bir yenilgi değil; Karakurum'daki Büyük Han Ögedey'in vefat etmesi üzerine Batu Han'ın yeni kağanın seçileceği kurultaya katılmak ve iktidar mücadelesinde yer almak amacıyla birliklerini Volga kıyılarına çekmesidir.
Pax Mongolica (Moğol Barışı): İpek Yolu, Küresel Ticaret ve Bilimsel Etkileşim
Pax Mongolica (Moğol Barışı), 13. ve 14. yüzyıllarda tüm Avrasya kıtasının tek bir imparatorluk çatısı altında birleşmesi sayesinde haydutluk ve bölgesel sınır çatışmalarının sona erdiği, İpek Yolu üzerinde ticaret ve seyahat emniyetinin altın çağını yaşadığı küresel istikrar dönemidir. O dönemde bozkırda anlatılan meşhur bir darbımesel, bu emniyeti en berrak şekilde ifade eder: "Genç bir kız, başında altın bir tepsiyle imparatorluğun en batı ucundan en doğu ucuna kadar hiçbir saldırıya ve tacize uğramadan tek başına yürüyebilirdi." Tüccarlara verilen "Payza" adı verilen resmi koruma tabletleri, seyyahların Moğol topraklarında serbestçe dolaşmasını ve Yam istasyonlarında ücretsiz iaşe almasını sağlamıştır.
Bu emniyet ortamı, Venedikli tüccar Marco Polo'nun İpek Yolu'nu aşarak Kubilay Han'ın sarayında 17 yıl boyunca devlet görevlisi olarak hizmet etmesini ve Doğu'nun zenginliklerini Avrupa'ya tanıtmasını mümkün kılmıştır. Benzer şekilde Faslı seyyah İbn Battûta ve Fransisken keşişi William of Rubruck, binlerce kilometrelik Moğol coğrafyasını güvenle katederek dünya seyahat edebiyatının paha biçilmez eserlerini kaleme almışlardır.
Kültürel ve bilimsel etkileşim bu dönemde eşi görülmemiş bir ivme kazanmıştır. Çin'in icat ettiği barut, matbaa, pusula ve ipek üretimi teknolojileri İslam coğrafyası üzerinden Avrupa'ya taşınmış ve modern çağın devrimlerini hazırlamıştır. İlhanlı hükümdarı Hülâgû Han tarafından Merâga'da kurulan ve başına dâhi bilgin Nasîrüddin Tûsî'nin getirildiği Merâga Rasathanesi'nde Çinli astronomlar ile Müslüman gökbilimciler ortaklaşa çalışmış; tıp, coğrafya ve haritacılık bilgisi kıtalar arasında serbestçe dolaşmıştır.
Moğol İmparatorluğu'nun Çöküşü: Taht Kavgaları, Asimilasyon ve Kara Veba
Moğol İmparatorluğu'nun çöküşü, merkezi otoritenin bölünmesinin ardından hanlıklar arasında patlak veren şiddetli kardeş savaşları, fethedilen coğrafyalardaki yerel kültürlerin içinde asimile olma süreci ve 14. yüzyılın ortalarında ticaret yollarını vuran Kara Veba salgını ile gerçekleşmiştir. İlk büyük iç çatışma, İlhanlı hükümdarı Hülâgû ile İslamiyet'i kabul eden Altın Orda Hanı Berke arasında Kafkaslar hâkimiyeti ve Bağdat'ın intikamı sebebiyle yaşanmıştır. Cengiz soyundan gelen kardeş hanlıkların birbirlerini kırmaya başlaması, Pax Mongolica'nın sağladığı barış ortamını dinamitlemiştir.
İmparatorluğun dağılma sürecini hızlandıran temel faktörler şu tarihi dinamiklerle somutlaşmıştır:
- Yönetim Kapasitesinin Aşılması: Birkaç milyonluk göçebe Moğol nüfusunun, yüz milyonlarca yerleşik nüfusa sahip Çin, İran ve Rusya gibi devasa medeniyetleri uzun süre demir yumrukla yönetmesi demografik açıdan imkânsızdı.
- Kültürel ve Dini Asimilasyon: Çin'deki Yuan Hanedanlığı hızla Çinlileşmiş; Altın Orda, İlhanlı ve Çağatay hanlıkları ise İslam dinini ve Türk-Fars kültürünü benimseyerek bozkır kimliklerinden uzaklaşmıştır.
- Milli İsyanlar ve Yeni Güçlerin Doğuşu: Çin'de yoksul köylülerin başlattığı "Kızıl Türbanlılar" isyanı 1368'de Yuan Hanedanı'nı devirerek yerli Ming Hanedanlığı'nı kurmuş; Rusya'da ise Moskova Knezliği güçlenerek 1380 Kulikovo Muharebesi ile Altın Orda boyunduruğunu sarsmaya başlamıştır.
- Kara Veba Pandemisi (1346–1353): Moğolların kurduğu kusursuz ticaret ağları ve kervansaraylar, kemirgenler üzerindeki ölümcül veba bakterisinin (Yersinia pestis) Çin'den Kırım üzerinden tüm Avrupa'ya rekor sürede yayılmasına yol açmış; milyonlarca insanın ölümüyle ticaret ve askeri lojistik çökmüştür.
Altın Orda Devleti'nin 14. yüzyıl sonunda Timur'un ezici seferleriyle parçalanması ve İlhanlıların taht kavgalarıyla feodal beyliklere bölünmesiyle birlikte Moğol dünya egemenliği fiilen sona ermiştir.
Sonuç: Moğol İmparatorluğu'nun Dünya Tarihindeki Yeri
Moğol İmparatorluğu, kılıç zoruyla kurulan muazzam bir askeri güç olmanın çok ötesinde, birbirinden tamamen kopuk yaşayan Doğu ve Batı medeniyetlerini ilk kez tek bir küresel iletişim ve ticaret omurgasında birleştiren devasa bir tarihsel köprüdür. Cengiz Han'ın uyguladığı liyakat esası, din ve vicdan hürriyeti tanıyan hoşgörülü yönetim anlayışı ve İpek Yolu'na kazandırdığı asırlık güvenlik, modern küreselleşmenin ilk erken prototipini doğurmuştur. Geride bıraktığı yıkımların dehşetine rağmen Moğol çağı, teknoloji transferlerini hızlandırarak, Rusya'nın merkezi bir devlet olarak doğmasına zemin hazırlayarak ve modern çağın arifesinde dünyayı geri dönülemez biçimde küçülterek tarihin akışını sonsuza dek değiştirmiştir.
Sık Sorulan Sorular
Cengiz Han'ın asıl adı nedir ve ne zaman hükümdar olmuştur?
Cengiz Han'ın asıl adı Temuçin'dir (Demirci). 1162 yılında doğan Temuçin, bozkırdaki tüm Moğol ve Türk kabilelerini birleştirdikten sonra 1206 yılında toplanan kurultayda "Cengiz Han" (Evrensel Hükümdar) unvanını alarak tahta çıkmıştır.
Moğol İmparatorluğu tarihin en büyük imparatorluğu mudur?
Moğol İmparatorluğu, yaklaşık 24 milyon kilometrekarelik yüzölçümüyle tarihin "kesintisiz ve bitişik sınırlara sahip" en büyük kara imparatorluğudur. Tüm imparatorluklar içinde ise yalnızca deniz aşırı sömürgeleriyle birlikte Britanya İmparatorluğu'ndan sonra ikinci sırada yer alır.
Pax Mongolica (Moğol Barışı) ne anlama gelir?
Pax Mongolica, 13. ve 14. yüzyıllarda Moğol egemenliğinin sağladığı siyasi istikrar sayesinde İpek Yolu boyunca ticaretin, seyahatin ve kültürel alışverişin tam bir güvenlik içinde yürütüldüğü tarihsel barış dönemini ifade eder.
Batu Han'ın Avrupa seferi neden aniden durdu?
Batu Han ve ordusu Polonya ile Macaristan'ı ezip Viyana kapılarına kadar dayanmışken, Karakurum'daki Büyük Han Ögedey'in ölüm haberi gelmiştir. Batu Han, yeni hükümdarın seçileceği kurultaya katılmak ve iktidar mücadelesinde yer almak amacıyla seferi durdurup birliklerini Volga havzasına geri çekmiştir.
Kaynaklar
- Grousset, René. Bozkır İmparatorluğu: Attila, Cengiz Han, Timur. Çeviren: Reşat Uzmen. İstanbul: Ötüken Neşriyat, 2011.
- Weatherford, Jack. Cengiz Han ve Modern Dünyanın Doğuşu. Çeviren: Ayşe Başçı. İstanbul: İletişim Yayınları, 2017.
- Morgan, David. Moğollar. Çeviren: Ergun Kocabıyık. İstanbul: Doğan Kitap, 2019.
- Cüveynî, Alâeddin Atâ Melik. Târîh-i Cihângüşâ. Çeviren: Mürsel Öztürk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2013.
- Bartold, Vasiliy Vladimiroviç. Moğol İstilasına Kadar Türkistan. Çeviren: Hakkı Dursun Yıldız. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1990.
- Kafesoğlu, İbrahim. Harezmşahlar Devleti Tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1984.
İleri Okuma
- Spuler, Bertold. İran Moğolları: Siyaset, İdare ve Kültür (İlhanlılar Devri 1220-1350). Çeviren: Cemal Köprülü. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1987.
- De Rachewiltz, Igor. The Secret History of the Mongols: A Mongolian Epic Chronicle of the Thirteenth Century. Leiden: Brill, 2006.
- Allsen, Thomas T. Culture and Conquest in Mongol Eurasia. Cambridge: Cambridge University Press, 2001.
